Semaver

 

Altını üstüne getirdiğim biraları saymazsak fazlasıyla ayık sayılırım. Peşi sıra yaktığım sigaraları da saymazsak, sigarayı bıraktığımdan beri bir dakika falan geçti. Yaklaşık 56 dakikamı aynı şarkıya ayırdım. Tango Merella diyordu bir adam. Sözlerini pek anlamazdım hiçbir zaman ama; ağır bir çekim etkisiyle çekilirdim hep bu şarkıya. Sen bilmezsin çünkü; gizli gizli dinlerdim.

Gecenin karanlığındayken rengimi ne kadar soldurduğumu farkedememişim.  Üşümesem bile kapüşonu kafama çekmişim hatta. Gün hafiften aydınlanınca farkettim bu durumu. Gece her ayıbı örtüyormuş anladığım kadarıyla. Yoksa elbet algılardım ne kadar berbat olduğumu. Tıpkı şiirlerde ve diğer şeylerde ne kadar berbat olduğumu algıladığım gibi…

Neyse, sigarayı bıraktığımdan beri çokça süre geçti. En iyisi yeni bir tane yakayım da bu zaferimi kutlayayım son biram eşliğinde. Cehennem orada bir yerlerdeyse, beni beklediğinden eminim şu an.

Aslında “semaver” demek için rahatsız etmiştim bunca harfi. Konuya pek sadık kalamadım nedense. Telefonuma gelen e-posta bildirimi bu durumu bozdu tabii ki. Tüm o sessizliğin ortasında ötüşü konudan ne denli uzaklaştığımı farkettirdi. Ne kadar da çok farketmek kelimesini kullanıyormuşum meğer…

Sigaralarımdan bir tanesini (sanırım gün içindeki 26. ya da 27. sigaraya denk geliyor) içmek için balkona çıkmıştım. Saat sabahın 6sıydı o zamanlar. Hava büyük ölçüde karanlıktı hatta. Bir yandan karanlıkta boylu boyunca uzanmış caddeye bir yandan da gecenin başında astığım çamaşırlara bakıyordum. Neden sonra semaveri gördüm. Orada öylesine başıboş ve yalnız bırakılmış bir eda takınarak bana bakıyordu.

Bakıyordu dedimse, nesnelliğinden öte, tüm atomlarının ayrışıp dans edebildiği bir frekansta dile getirdi bunu. O an ikimiz de aynı frekanstaydık. İçine doğru çekildim. En son ne zaman onda kaynattığım suyla, ince belli bir bardakta çay içtiğimi sordu bana. Çok zor bir soruydu. Hafızamı tüm benliğime akıttım o an. Avuç içlerimde bile hafızamdan parçaları görebiliyordum. Sıraya koy ve bir cevap ver dedi en son sinirlenerek. Yalnızlığı başına vurmuş olmalıydı.

Bir süre için semaveri unuttum ve avuç içime kadar akan hafızamın içine daldım. Çok derinlere gittim. Bir şubat ayını hatırladım. Bir otogarı… Biraz ileri, biraz geri derken yıllar geçmiş olmalıydı oturduğum yerde. En sonunda hatırlayabildim dedim: “Bir orman günüydü. Hava yeterince ılık, çay yeterince sıcaktı. Senin üstüne O’nun kokusu sinmiş olmalıydı. Çünkü seni hatırlayabilmek için O’nu kullanmak zorunda kaldım.”

Bir şeyler diyecek gibi oldu. Sustu sonra. Yutkundu ve “neden kaybettin” diyebildi. Bencilliğimden dedim. “Tüm dinlerin haram kıldığı bencilliğimden…  Üstüme pek fazla yakışmayan bir hırka gibiydi. Yine de ısrarla giyiyordum…”

Semaver sustu, gök bölündü, Tanrılar Tanrısı Ra gülümsedi. Zippomu aradım titreyen ellerimle. Bir dal sigara daha yakıp, olabildiğince güçlü üfledim içimde biriken duman kütlesini…

One thought on “Semaver

Fikirlerinizle Katkıda Bulunun